“Kozmik Odada kumpas” istinafta

"Kozmik Odada kumpas" istinafta

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personeline Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) adına kumpas kurdukları gerekçesiyle 82 sanığın yargılandığı davada savcılık, 28 kişi hakkında verilen hükme istinaf mahkemesi nezdinde itirazda bulundu.

Cumhuriyet Savcısı Cihat İpekçi, hükme yönelik itirazlarını içeren dilekçeyi, dosyanın istinaf incelemesini yapacak Ankara Bölge Adliye Mahkemesine iletilmek üzere davayı gören Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine sundu.

Savcı İpekçi, 23 sanığın “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etmek” suçundan cezalandırılmalarını istedi.

İpekçi, 5 sanık hakkında ise “kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kaydetmek”, “haberleşmenin gizliliğini ihlal” veya “özel hayatın gizliliğini ihlal” suçlarından mahkumiyet hükmü kurulmasını gerektiğini savundu.

Dilekçede, dönemin Ankara Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürlüğü Sağ Terörle Mücadele Büro Amiri Abdurrahman Bişgin’in, olay tarihinde Seferberlik Tetkik Kurulu Ankara Bölge Başkanlığında görevli müştekilerin iletişimlerinin dinlenmesine yönelik taleplerde imzası bulunduğunu belirtildi. Bişgin’in, bu nedenle “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etmek” suçundan cezalandırılması gerektiği kaydedildi.

Bişgin’in, Seferberlik Tetkik Kurulu Ankara Bölge Başkanlığındaki aramada elde edilen bilgisayar imajlarını inceleyerek, 12 Ocak 2010 tarihli 2 rapor düzenlediğine yer verilen dilekçede, Bişgin’in bu eylemiyle de “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk maksadıyla açıklamak” suçunu işlediği savunuldu.

“TERÖR ÖRGÜTÜ KURMA VE YÖNETME” SUÇLAMASI

Dilekçede, o dönemde Ankara Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğü’nde Emniyet Amiri olan Hamdi Yeter’in Seferberlik Tetkik Kurulunda görevli müştekilerin teknik takibine yönelik yazıları parafladığı, eski TEM Şube Müdürü olan Hamza Bayındır’ın ise yazıları imzaladığı aktarılarak, bu şekilde “devletin güvenliği, iç veya dış siyasi yararları bakımından gizli kalması gereken bilgilerin askeri casusluk maksadı ile temin edilmesini sağladıkları” kaydedildi.

Dilekçede, dava sonucu “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan mahkum edilen Bayındır’ın “silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek” suçundan cezalandırılması gerektiği savunuldu.

Olay tarihinde emniyetin istihbarat birimlerinde görevli Aziz Kaynak, Eyüp Bayıl, Halil Karacan, Hanifi Cantenar, Rüştü Çetinkasap, Serhad Yöş, Teoman Ersoy ve Yasin Öztürk’ün Seferberlik Tetkik Kurulunun görevi gereğince irtibatlı olduğu kişileri sistem üzerinden sorguladıkları ve kişi kartları oluşturdukları anlatılan başvuruda, sanıkların bu nedenle “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etmek” suçundan cezalandırılması gerektiği ifade edildi.

SORUŞTURMA BAŞLAMADAN YAPILAN SORGULAMAYA İŞARET EDİLDİ

Dilekçede, sanıklardan Hasan Yıldız’ın, “Kozmik Oda” soruşturması başladığı sırada Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığında polis memuru olduğu belirtilerek, şu bilgilere yer verildi:

“Sanığın, Erkan Yılmaz Büyükköprü ve İbrahim Göze’nin, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a suikast yapacakları iddiasıyla Çukurambar’da yakalanmalarından bir gün önce yani 18 Aralık 2009’da, saat 14.02’de Erkan Yılmaz Büyükköprü’yü T.C. kimlik numarası ile sistem üzerinden 3 kez sorguladığı, bu durum karşısında sanığın sahte ihbar tutanağı düzenlenmeden ve soruşturma başlamadan önce Seferberlik Tetkik Kurulu Ankara Bölge Başkanlığı personeli Albay Erkan Yılmaz Büyükköprü’nün Kozmik Oda soruşturmasına dahil edileceğinden haberdar olduğu ve kumpas soruşturmanın hazırlık faaliyetlerine katılarak Albay Büyükköprü hakkında bilgi topladığı belirlendi.”

Dilekçede Yıldız’ın da “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgilerin askeri casusluk amacıyla temin etmek” suçunu işlediği kaydedildi.

Suç tarihinde, Ankara Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünde görevli Haydar Erkoç’un, soruşturmayı yürüten ve daha sonra FETÖ’den ihraç edilen eski savcı Mustafa Bilgili’nin talimatına istinaden Genelkurmay Başkanlığına ait araçta ele geçirilen dijital verileri ve Seferberlik Tetkik Kurulu personeli bir müştekinin bilgisayarlarını incelediği bilgisi paylaşılan dilekçede, Erkoç’un Seferberlik Tetkik Kurulu Ankara Bölge Başkanlığı giriş kat 6 No’lu odadaki bilgisayar diskinde çok fazla ofis dosyası bulunduğu halde sadece “irtica.doc” isimli dosyayı kurtarıp rapora eklediği, bu eylemleriyle “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasi yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgilerin temin edilmesi” eylemine katıldığı bildirildi.

“ERGENEKON”DAN “KOZMİK ODA”YA

Dilekçede, dönemin İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü görevlilerince, Seferberlik Tetkik Kurulu Ankara Bölge Başkanlığında görevli müştekiler hakkında “Ergenekon terör örgütü üyesi oldukları” iddiasıyla İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi hakimlerinden dinleme ve teknik takip talebinde bulunulduğu belirtildi.

Talep yazılarında müştekilerin görev yerlerinin gizlendiği, isimlerinin farklı yazıldığı, telefon numaralarıyla değil, IMEI numaralarıyla karar talep edildiği anlatılan dilekçede, sanıklardan o dönemde İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli İbrahim Akbulut’un içeriği itibarıyla sahte olan evraklarda imzasının bulunmadığı ancak teknik izleme personeli olarak müştekilerin iletişimlerini bizzat dinlediği ve bu sebeple “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasi yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek” suçundan cezalandırılması gerektiği kaydedildi.

Akbulut’a ilişkin bilgilerin devamında, “İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen önleme dinlemesi faaliyetleri sonucunda Seferberlik Tetkik Kurulu Ankara Bölge Başkanlığı personelinin faaliyetlerinin deşifre edildiği, elde edilen bilgilerden hareketle ve 9 ay sonra Ankara’da Kozmik Oda kumpas soruşturmasına başlandığı anlaşılmıştır.” ifadelerine yer verildi.

DİĞER SANIKLAR

Olay tarihinde, Ankara Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünde Sol Terörle Mücadele Büro Amiri olan Serdar Mercan ve aynı yerde Emniyet Amiri olan Ümit Bek’in de “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin” suçundan cezalandırılması gerektiği kaydedilerek, bu sanıkların sahte bir ihbar tutanağına istinaden başlatılan “Kozmik Oda” soruşturmasında etkin şekilde görev aldıkları ve soruşturmada görev üstlendikleri ifade edildi.

Dilekçede, İlyas İcik, İlyas Varlı, Serkan Şimşek, Rüstem Özbek, Sinan Yıldız ve Ömer Güneş, müştekilerin telefon iletişimlerinin dinlenmesine veya teknik takiplerine ilişkin eylemleri nedeniyle “devletin iç veya dış siyasi yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgilerin askeri casusluk maksadı ile temin etmek” suçunu işledikleri bildirildi.

İsmail Yılmaz’ın da Seferberlik Tetkik Kurulundaki aramada elde edilen bilgisayar imajlarını inceleyerek hazırladığı 2 rapor sebebiyle aynı suçu işlediği ifade edilen dilekçede, Yakup Aksoy, Abdurrahman Sadık Yılmaz, Adem Erarslan, Ebu Müslüm Öztürk ve İbrahim Fıçıcı’nın ise “kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kaydetmek”, “haberleşmenin gizliliğini ihlal” veya “özel hayatın gizliliğini ihlal” suçlarını işledikleri savunuldu.

Savcı İpekçi, dilekçede, “casusluk” suçundan cezalandırılmasını gerektiği sanıkların bir kısmının, “kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kaydetmek”, “haberleşmenin gizliliğini ihlal” veya “özel hayatın gizliliğini ihlal” suçlarından da cezalandırılması gerektiğini ifade etti.

MAHKEMENİN HÜKMÜ

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 16 Ekim 2020’de karara bağladığı yargılamada 82 sanıktan Abdurrahman Bişgin, Hamdi Yeter ve Serdar Mercan’ı “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan 10’ar yıl hapse mahkum etmişti.

Sanıklardan Ebu Müslüm Öztürk, Halil Karacan, Hamza Bayındır, İbrahim Akbulut, İbrahim Fıçıcı, İlyas İcik, İlyas Varlı, Ömer Güneş, Rüstem Özbek, Serhad Yöş, Sinan Yıldız, Ümit Bek ve Yasin Öztürk, “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan 7 yıl 6’şar ay, Abdurrahman Sadık Yılmaz, Aziz Kaynak, Hakan Akdemir, Hanifi Cantenar, Haydar Erkoç, Hüseyin Taşyapar, İsmail Yılmaz, Teoman Ersoy ve Yüksel Pasenli aynı suçtan 6 yıl 3’er ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Sanıklardan Adem Eraslan hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasıyla aynı suçtan 2 yıl 1 ay, Necat Aksu 2 yıl 6 ay, Hasan Yıldız ise 3 yıl 1 ay 15 gün hapse mahkum edilmişti.

Diğer sanıkların ise beraatlerine hükmedildi.

Author:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir